13 Mart 2017 Pazartesi

KIŞ KAYAK TATİLİ

Uzun zamandır yazmama nedenim, kış tatilimi genel olarak kayak tatilinde geçirmiş olmam. Aslında kayağa bu sene başladığım için çok fazla bilgi sahibi değilim henüz. Ama özellikle yeni başlayan ya da başlayacak olanlara fikir vermesi açısından bir acemi olarak deneyimlerimi paylaşmak isterim.

Bu sene Türkiye'de üç ayrı yeri deneme fırsatı buldum; Kartalkaya, Kayseri Erciyes ve Erzurum Palandöken. 

Kartalkaya ilk gittiğim ve ders alıp öğrenmeye başladığım yer olduğu için pistleri bana diğerlerine göre daha zor geldi. Ama büyük ihtimalle bu benim algım ile alakalı, çünkü sonradan kimle konuşsam pistlerin yeni başlayan seviyesinde olan kişiler için oldukça iyi olduğunu söylediler :)

Ben Kartalkaya'da ilk günü ders alıp baby pistte dolanarak geçirdim. Özellikle kar sapanı ve dönüş çalışarak geçti ilk gün. İkinci gün tepeye çıkmaya cesaret ettim ve kazasız belasız bir kaç tur inmeyi başardım. 

27 Kasım 2016 Pazar

ISRAIL - KUDÜS

Uzun zamandır gitmeyi hayal ettiğim ve bir türlü gidemediğim Kudüs'e sonunda gitmeyi başardım. 3000 yıllık tarihi olan ve büyük dinlerin hepsi için kutsal kabul edilen bir yerden bahsediyorum. Daha gitmeden çok değişik bir deneyim olacağını biliyordum.

Kudüs'e gitmenin en mantıklı yolu, Tel Aviv üzerinden gitmek. Tel Aviv'den kendi imkanlarınızla gidebileceğiniz gibi benim tercihim olan tur otobüsleri ile de gidebilirsiniz. Yaklaşık 45dk'lık yolculuk sonrasında Kudüs'e varabilirsiniz. Biz otelden ayarladığımız İngilizce rehberli bir tura katıldık. Sabah otelden aldılar Kudüs'ün önemli tüm merkezlerini gezdirip tarihini anlattıktan sonra akşam otele geri bıraktılar. Açıkçası biz çok memnun kaldık. (Tren ile gitmeyi tercih ederseniz yaklaşık 2 saat sürüyor)

Kudüs dünyanın merkezi olarak kabul ediliyor ve yüzyıllardır üç din burada iç içe yaşıyor. Bir yanda Ağlama Duvarında Yahudiler ibadet ederken, yanda Mescid-i Aksa'da Müslümanlar namaz kılıyor, öte yanda Hristiyanlar Holy Sepulchure kilisesinde ibadet ediyorlar. Gerçekten enteresan bir deneyim... Kudüs 1967'ye kadar İsrail ve Ürdün yönetiminde iki ayrı bölgeden oluşuyor, sonrasında ise sadece İsrail yönetimine geçiyor. Şehirde hala bir Arap bölgesi bulunuyor. Onlar da sıkıntısız bir şekilde yaşıyorlar, diğer İsraillilerden farklı olarak askere gitmiyorlar.

Eski Kudüs'te tüm bölgeler ayrılmış durumda, Hristiyan Bölgesi, Yahudi Bölgesi, Ermeni Bölgesi ve Müslüman Bölgesi. Hepsinin şehre giriş kapıları farklı. Biz güne önce Davud Peygamberin kabrini ziyaret ile başladık, İsa'nın son akşam yemeğinin olduğu oda da bu bölgede yer alıyor.

20 Kasım 2016 Pazar

ISRAIL - TEL AVIV

2006 yılında bir iş ziyareti için gitme fırsatı bulmuştum Tel Aviv'e. İş gezisi olmasının da etkisi ile aslında pek de tadını çıkaramamıştım. Hatta sadece 40 dk. uzaklıktaki Kudüs'e bile gidememiştim.

Tam 10 sene sonra 2016'da bir kez daha gidip görme fırsatım oldu. Bu sefer hem Tel Aviv'in tadını çıkarttım, hem de muhteşem Kudüs'e gitme fırsatım oldu. Kudüs'ü ayrı bir yazıda yazacağım zaten.

Konuya İsrail’e gitmeye karar verme anı ile başlayalım :) Kararı verdiğiniz anda kontrol edilmeye başlanıyorsunuz. Öncelikle vize almanız gerekiyor. Benim muhtemelen 2. vizem olduğundan direk 1 yıllık ve çok girişli verdiler. Genelde tek giriş veriyorlar. Sıkıntı değil, vizenizi aldıktan sonra önce Türkiye'de sonra orada güvenlik kontrollerinden geçiyorsunuz. Genel bir tedirginliğiniz oluyor ama aslında çok da ekstrem bir durum değil. Bence asıl garip olan ülkeden çıkarken yapılan kontroller, kimsin nesin, neden geldin, yanındaki kim, neyin oluyor, nerede oturuyorsun vs. gibi özel hayatınızın dibine giriyorlar. Sanırım yüzünüzün şeklinden ve heyecan durumunuzdan yalan söyleyip söylemediğinizi anlamaya çalışıyorlar.

Aslında ülkenin içerisinde durum biraz farklı, insanlar çok sıcak kanlı ve sevecen. Türk olduğunuzu öğrenince sevgi dolu yaklaşıyorlar hatta. Hemen hepsi Antalya'ya tatile gelmiş, onu anlatıyorlar. :) Yani sokakta tüfeklerde gezen asker gençler var tabii ama en azından her an sizi kontrol etmiyorlar. Mesela alışveriş merkezinde 16-17 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim asker kızlar vardı, bir kollarında tüfek, öbüründe çantaları varken alışveriş merkezi geziyorlardı. Bu bize çok normal gelmiyor tabii ama orada alışıldık bir durum. Orada öğrendiğim kadarıyla lise sonrası gençler direk askere gidiyorlarmış ve askerlik sonrası üniversiteye gidiliyormuş. Bu arada tabii bayan, erkek herkes askere gidiyor. Kızların 2 yıl, erkeklerin 3 yıl zorunlu askerlik yapmaları gerekiyormuş.

Neyse gelelim Tel Aviv’e... Tel Aviv sıcak iklimli bir yer. Özellikle yazın ciddi anlamda pişiyor ve nemden bunalabiliyorsunuz. Yafa (Old Jaffa), Tel Aviv'in "eski şehir" olarak adlandırılabilecek bölümü, hatta Yafa'nın dünyanın en eski yerleşim yeri olduğu söyleniyor. Yafa'ya gidip Osmanlı eserlerinden Mahmudiye Camii’ni ve Saat Kulesini de görmenizi öneririm. Bir de Yafa'nın ara sokakları gerçekten görülmeye değer.


9 Ekim 2016 Pazar

URLA

Bir haftasonu kaçamağı için gittiğim Urla'ya geldi sıra. Araç ile Osmangazi Köprüsünden gitmeyi tercih ettim ben, Bursa'da trafik, Karacabey girişinde ve Manisa'da yol çalışması derken yolculuk 7 saate yakın sürdü. Araba ile gitmek bu şartlar altında ne kadar mantıklı çok emin değilim ama Urla'ya gitmeye değdi mi derseniz, bence değdi. Bu arada bu yol üzerinde Karacabey girişindeki Tavacı Refik'te saç kavurma, kuzu ve kestaneli kabak tatlısı yemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

Öncelikle Urla merkez ile ilgili pek bilgi veremeyeceğim zira gitmedim bile :) Otel olarak sahil kenarında Yelken Oteli tercih ettim, hemen denizin kenarında oldukça güzel küçük bir otel. Tavsiye ederim.

Urla sahili çok güzel, sakin ve huzurlu bir yer. Burada özellikle Denizaltı Cafe'de denize nazır güzel bir kahvaltı ile güne başlamanızı öneririm. Azimliyim, sporcu ruhluyum derseniz sabah sahilde bir yürüyüş de güzel olabilir bence. 

KISA BALKANLAR - MOSTAR, SARAYBOSNA, KOTOR, DUBROVNİK

Belgrad'da başlayan yolculuk kiralanan araç ile Mostar'da devam ediyor. Aslında yolculuğu Saraybosna'da bitireceğimiz için açıkçası aracı Saraybosna'da kiralayıp orada bırakmak istedik ancak Belgrad Saraybosna arasında mantıklı bir çözüm bulamadığımız için (tren, otobüs, uçak) arabayı Belgrad'dan kiraladık. Aklınızda bulunsun bu tip durumlarda aracı kiraladığınız ülkede/şehirde bırakacak şekilde plan yapmak maliyet açısından çok daha mantıklı oluyor.

Mostar, Bosna Hersek'te küçük bir şehir. Meşhur köprüsünü bilmeyen yoktur sanıyorum, gençler aşklarını ispatlamak, biraz da turistlere şov yapmak için bu nehre atlıyorlar. Şanslıysanız bir şova denk gelebilirsiniz, ben gelemedim maalesef. Mostar'da köprü ve çarşı dışında pek bir şey yok, oldukça küçük ve sevimli bir yer. Sadrvan restaurantta güzel ama turistik bir yemek yiyebilir, köprüye karşı cafelerde güzel Türk çayı içebilirsiniz.


26 Eylül 2016 Pazartesi

BELGRAD - SIRBİSTAN

Son dönemlerin favori gezi merkezlerinden olan Belgrad'a kısa bir giriş yaptım. Yaklaşık 3 gün süren seyahat bence oldukça keyifli ve bir gezi tutkunu için doyurucuydu. Yani ben genel olarak Belgrad'da aradığımı buldum diyebilirim. Belgrad'da oldukça fazla Türk turist ile karşılaşmanız mümkün, bunda Sırbistan'ın bize vize uygulamamasının da etkisi var elbette. 

Şehrin merkezinde en ünlü cadde Knez Mihajlova caddesi, burada birçok mağaza bulunuyor. Hediyelik eşya ya da diğer tüm alışverişiniz için bu caddede uzunca zaman geçirmenizi öneririm.


Belgrad'ın en önemli yeri şüphesiz kalesi, Kalemegdan. Belgrad'da gezerken hem Osmanlı izine, hem de Avusturya-Macaristan izine rastlamanız mümkün. Adeta tarihte yolculuk yapar gibi hissedeceksiniz kendinizi. Kale oldukça iyi korunmuş. Gezmeden dönmemenizde fayda var. Kaleye giderken sahilden yürümeyi tercih edebilirsiniz. Hatta bence bu güzel sahilde bisiklet kiralayıp şehri gezmenizde de fayda var. Benim bisiklet kullanımı konusunda sıkıntılarım olmasa kesin yapardım, çok özendim ama maalesef olmadı :)

18 Eylül 2016 Pazar

RODOS ADASI - YUNANİSTAN

Yunan adalarına olan genel düşkünlüğüm beni bu sefer Rodos'a yönlendirdi. Rodos adasına gitmenin birkaç farklı yolu var; Marmaris'ten feribot ile, Borajet ile direk ya da Aegean Havayolları ile Atina/Selanik aktarmalı. Ben saatlerini değerlendirip son opsiyonu seçtim. Borajet ile ilgili pek de hoş olmayan bazı anıları (iptal edilen uçaklar, 5 saat rötarlar vs) duyunca açıkçası doğru bir karar verdiğime inandım.

Rodos'ta konaklama tercihim adanın doğusundaki Lindos şehri oldu, ki bence güzel bir seçimdi. Havalimanından Lindos'a gitmek için ya 75 Euro taksi ücreti ödemeniz, ya da araba kiralamanız gerekiyor. Bir diğer alternatif ise Rodos merkeze gidip oradan otobüse binmek. Rodos'ta diğer Yunan adalarından farklı olarak otobüs ağı oldukça gelişmiş. Hemen her yere otobüs ile ulaşmanız mümkün ama tabii bir miktar uzun sürüyor arabaya göre.

Ben Lindos'ta Lindos Sun otelde kaldım ama sanırım bir daha gidersem Lindos merkezde bir butik otelde kalmayı tercih ederim. Otel aslında çok güzeldi ancak Lindos merkeze gitmek için bir araca ihtiyaç duymak bir miktar zorlayıcıydı. Bu sebeple merkezde bir otelde kalmak daha faydalı olabilir.


7 Eylül 2016 Çarşamba

TROPİKAL MEYVELER :)

Tropikal meyvelerin olduğu hemen her ülkede isimleri baştan öğrenip ezberlemeye çalıştığımı fark ettim. Buna bir son vermek adına kendime de bir not olarak buraya bu yazıyı eklemek istedim.

Dragon Fruit
Görüntü ve isim ejder ama içi hiç öyle değil inanın. Kiviye benzer ama ekşiliği daha az.


12 Ağustos 2016 Cuma

VIETNAM

Vietnam özellikle doğası ile beni çok etkiledi. Yaklaşık 30 yıl savaş (Fransa ve Amerika savaşları) altında kalmış, bombalardan kafasını kaldıramamış bir coğrafyanın hemen her yerinden bereket fışkırması gerçekten doğanın bir mucizesi. Birçok canlı türünün yok olmasının beklendiği bir savaşta Vietnam adeta kendi "survivor"larını (hayatta kalanlarını) yaratmış. Bu mucizeyi daha iyi anlamak için NatGeo'nun Hindiçin'in Vahşi Kalbi Vietnam belgeselini izlemenizi öneririm. Tabii orada gördüğünüz o hayvanları Vietnam sokaklarında sürekli görmeyeceksiniz ama daha önce de belirttiğim gibi kertenkelelere hazır olun. Bir de Vietnam'ın meşhur pazarlarının kurulduğu yerlerden gece geçmemenizi öneririm, 1-2 fare görmüşlüğüm var haliyle...


Bu bölge değişik bir bölge, Orta Doğu'ya çok benzeyen daimi bir savaş var burada. Yıllarca Çin ile uğraşmışlar, bitmiş Fransızlar, bitmiş Amerikalılar, tam o biterken Kızıl Kmerler çıkmış meydana... Buranın çilesi, savaşı bitmemiş. Şimdi hayat daha sakin gibi, ancak bahsettiğimiz savaşlar zaten öyle çok eski değil. Daha ben oradayken Çin Tibet'e girmiş Budist rahiplere saldırıyordu. Oranın kaderi de biraz Ortadoğu gibi, bitmeyen çile yani...

Tabii bu gözünüzü korkutmasın, oraya gitmek için hiçbir engeliniz yok. Güvenlik konusunda da herhangi bir sıkıntı bulunmuyor. Yani çok ama çok güzel, gitmeye görmeye o kadar değer ki... Gidin hiç pişman olmayacaksınız... Hatta benim gitme fırsatı bulamadığım Sapa bölgesine de gidin ve güzel pirinç tarlalarının fotoğraflarını çekin :)

Keyifle...

Vietnam şehirleriyle ilgili yazılarım için aşağıdaki linklere tıklayın:






VİETNAM - HANOI

Kamboçya'da başlayan gezi Vietnam Havayollarının yaklaşık 1,5 saat süren bir uçuşu ile Vietnam Hanoi'de devam ediyor. Bu arada, Vietnam Havayollarında koltuk numaranız G ise şaşırmayın, E ve G koltukları yan yana, çünkü Vietnam dilinde F harfi bulunmuyor :) Vietnam'a benim yaptığım gibi Kamboçya'dan gitmek zorunda değilsiniz elbette. THY'nin direk uçuşu ile İstanbul'da Ho Chi Minh'e (Saigon) gidebilirsiniz.

Gezi detaylarına geçmeden önce Vietnam için vize alınması gerektiğini, bu vizeyi almanın ise Kamboçya vizesi kadar kolay olmadığını belirtmek isterim. Bu vize için önce Vietnam'da bir acentadan davet mektubu almanız, sonrasında da Ankara'daki konsolosluğa başvurarak vize almanız gerekiyor. Kapıdan vize alınmıyor, aman bu hataya düşmeyin.

Vietnam, 90 milyon nüfusunu, Türkiye'nin yarısından daha küçük bir alana yerleştirmiş bir ülke. Başkenti Hanoi ve burada yaklaşık 8 milyon insan yaşıyor. Hanoi ile ilgili önemli bir detay ise şehirde 6 milyon motosiklet olduğu. Bu sebeple şehir içinde karşıdan karşıya geçmek ciddi bir sıkıntı. Hemen her yerden bir motosiklet çıkıyor ve kesinlikle trafik ışıklarını dikkate almıyorlar. Özellikle ana caddede karşıdan karşıya geçmeniz 15 dakika kadar sürebiliyor. Rehberin önerisi olabiliğince sabit hızla karşıya geçmeye devam etmek yönünde oldu, yolda ani duruşlar yapmanız kaza olasılığını arttırabiliyor.

Ben Hanoi'ye vardığımda Hanoi yaklaşık 3 gün süren bir tayfunun son gününü yaşıyordu, yılda 7-8 kere olurmuş. Ben ilkine denk geldim. Sonrasında havanın yaşanabilir hale gelmesi açısından işime gelmekle birlikte (tayfun sonrası sıcaklık bir miktar düşüyor), etrafta yıkılan ağaçları görmek gerçekten enteresan bir deneyimdi. Daha önce Japonya seyahatimde de bir tayfunu kıl payı es geçmiştim. Bunda da aynısı yaşandı :) Tayfun sonrası etrafta hummalı bir çalışma oluyor. İnsanlar birbirlerine yardım ediyorlar, ciddi bir imece mantığı olduğu söylenebilir.