25 Ocak 2016 Pazartesi

AVUSTURYA - VİYANA

Viyana güzel, sakin, küçük ve kış aylarında oldukça soğuk bir şehir. Küçük havalimanına varır varmaz hızlıca pasaport işlemlerinizi halledebiliyorsunuz ve 16 dakikada CAT treni ile şehir merkezine (Landstrasse) ulaşabiliyorsunuz. Önerim tren biletini baştan gidiş-dönüş almanız. Bu arada bilet almamazlık etmeyin kesin kontrol ediliyorsunuz. Tren ile ulaştığınız Landstrasse'den metro ile istediğiniz bölgeye ulaşmanız mümkün.

Oteli tercihen meşhur Stephansplatz veya Rathaus civarlarında tutmanızda fayda var. Ben son gidişimde Rathaus'a 3 dk yürüme mesafesinde bir Airbnb'de kaldım. Çok da başarılıydı.

Habsburg ailesinin damgasını vurduğu şehirde bir çok saray ve kilise bulunuyor. Benim en beğendiklerim arasında Schönbrunn, Belvedere  ve Hofburg (Imperial Palace) sayılabilir. Bahsi geçen saraylar kadar sarayların bahçeleri de muhteşem.




Tabi ki tepesine çıkıp şehri inceleyebileceğiniz Stephansdom da uğramadan gelmemeniz gereken yerlerden. Stephansdom'un hemen önü Stephansplatz, zaten burasi sehrin genel merkezi de sayilabilir. Hatta Viyana'da ne tarafa yürüseniz son noktada Dom'a çıkıyorsunuz :) Burada Kartner Strasse'de yürüyüş yapıp şehrin havasını almanız tavsiye edilir. Bir de lüks alışveriş sevenlerdenseniz Kohlmarkt'a bir gidip mağazaları gezmenizi öneririm.






10 Ocak 2016 Pazar

HOLLANDA-AMSTERDAM

Kanallar ve bisikletler şehri, Kuzeyin Venediği, Özgürlük dünyası, Amsterdam...

Amsterdam'ın bence en etkileyici yani özgürlük kavramı. İnsanlar bu kadar özgürlüğün ve sınırsızlığın içinde kendi sınırlarını saygı çerçevesinde oturtmayı başarmışlar. Kuralları kaldırmışlar ama "insana saygı" kavramını o kadar iyi yerleştirmişler ki kuralsızlığı hiç bir alanda hissetmiyorsunuz. Belki de asıl başarı burada... 

Neyse güzel bir şehir, yaşanılabilir bir şehir bir de bu kadar soğuk olmasa... İki kere gitme fırsatım oldu, biri Aralık, biri Şubat ayındaydı. Soğuk konusunda biraz ben de kaşınmışım sanıyorum :)

Şehrin içinde bir çok kanal ve bunları birbirine bağlayan yüzlerce köprü bulunuyor. Son öğrendiğime göre 161 kanal ve bunları birbirine bağlayan 1281 köprü varmış. Kanalların kenarında muhteşem Amsterdam evleri görülmeye değer. Evler o kadar güzel ve yer yokluğundan o kadar değerli ki daha çok ev yapılabilmesi amacıyla evlerin tamamı oldukça dar cepheli yapılmış. Tabii evler dar olduğu için mobilyalar merdivenlerden taşınamadığından evlerin üzerinde kancalar bulunuyor ve mobilyalar dışarıdan taşınıp pencereden eve sokulabiliyor.

Bu evleri en iyi görebileceğiniz seçenek elbette kanallarda dolaşabileceğiniz botlar, bir kanal turu almanızı kesinlikle öneririm. Hava ne kadar soğuk olursa olsun, o kadar etkileyici ki. Etkilenmek için yazın püfür püfür bir havada gezmeniz gerekmiyor yani.


25 Aralık 2015 Cuma

PREGIO PIZZA

Beykoz Göksu Evlerinin içerisinde küçücük bir restaurant burası, Pregio. Gerçekten çok ama çok lezzetli pizzalar yapıyorlar, her gittiğimde yemelere doyamıyorum. :)

Henüz pizza yemekten makarna ve salatalarının tadına bakamadım ama pizza severseniz gidin ve deneyin derim.

Özellikle favorilerim Cheddarlı Biftekli ve İtalyan. Yengeç pizza da güzeller arasında. Bu arada pizza öncesi aşağıda gördüğünüz muhteşem bruschetta'yı yemeyi de aman atlamayın.


21 Aralık 2015 Pazartesi

CAFE NAR

Rumelihisar'ının meşhur kahvaltı mekanlarından birinde sıra; Cafe Nar. Yılların meşhur Kale Cafe'sini ayrı tutarak Cafe Nar'ın da çok güzel bir seçenek olduğunu söylemek isterim. 

Özellikle Pazar sabahları için güzle bir seçenek olmakla birlikte, sıra beklemeye hazır olmanız gerekiyor. malesef sabah 10 sonrasına rezervasyon almıyorlar. Gidip sıra beklemeniz şart gibi. Cafe'nin vale hizmeti de var.

Gelelim güzel yemeklere, seçenekler oldukça geniş. Bir dolu kahvaltı tabağından istediğinizi seçebilirsiniz. Hemen her kahvaltı tabağında meyveler de sizi bekliyor. Ayrıca çeşitli yumurta seçenekleri de oldukça lezzetli. Gözleme, börek vb seçenekler de mevcut.

Biz aşağıda göreceğiniz gibi yumurtalı ekmekli kahvaltı tabağı, otlu peynirli menemen ve bol meyveli peynirli kahvaltı tabağı seçtik. Özellikle otlu peynirli menemen muhteşemdi.



21 Kasım 2015 Cumartesi

İSPANYA - BARSELONA

Muhteşem... Hem eğlence, hem tarih, hem yemek, hem deniz, ne ararsanız bulabileceğiniz bir şehir Barselona... Gitmeyen varsa şiddetle tavsiye ediyorum.

Her zaman ılıman bir iklime sahip olsa da mümkünse Nisan-Mayıs-Eylül aylarında gidilmesi önerilir. Yazın fazlaca sıcak oluyor.

Önceliği Las Ramblas'a vermek lazım diye düşünüyorum. Bu cadde üzerinde bir çok sokak sanatçısına rastlayabilir, bir çok mağazada alışveriş yapabilir, cafelerde çay, kahve, bira, sangria içebilirsiniz. Las Ramblas'da bir çok çiçekçi de bulunuyor ve rengarenk çiçekler sizi mest edebiliyor. Meydandan (Placa de Catalunya) sahile doğru yürürken sağ tarafta La Boqueria'yı göreceksiniz. Burası içeride çeşit çeşit meyve, sebze ve deniz ürününün bulunduğu bir pazar. Öğlen gidip meyve salatası alabilir, Barselona sokaklarında dolaşırken meyvenizi yiyebilirsiniz. Pazarı gezmek gerçek anlamda çok keyifli, her yer rengarenk, capcanlı kendinizden geçip etraftaki herşeyden almak isteyeceğiniz kesin.

1 Kasım 2015 Pazar

GÖLYAZI - TİRİLYE (ZEYTİNBAĞI)

Uzun zamandır fotoğraflarını görüp gitmek istediğim bir yerdi Gölyazı. Kısa 29 Ekim tatilini fırsat bilip 2 günlüğüne Gölyazı-Tirilye gezisini yapmak istedim. Yenikapı'dan feribot ile Mudanya, oradan da 40-45 dk'da Gölyazı'ya gidilebiliyor.

Gölyazı aynen fotoğraflarda gördüğünüz gibi sakin ve müthiş manzaralı bir ufak adacık. Adaya varır varmaz gözlemeli bir kahvaltı sizi bekliyor. Zaten hemen her yerde gözlemeciler var. Yemeden dönmeniz pek mümkün değil. Adayı önce yaya olarak gezip ardından ufak bir tekne turu yapmanızı öneririm. Tekne turunda nilüfer çiçeklerini de görebiliyormuşsunuz. Tabii bu mevsime göre değişiyor sanırım, ben turda bir nilüfere rastlamadım şahsen :) Ama nilüferleri görmeseniz de tekne turu gerçekten çok keyifli, Uluabat gölünün eşsiz manzarında güzel bir gezinti olacağını söyleyebilirim.




26 Ekim 2015 Pazartesi

KANDILLI - IOKI

Suşi sevenlerden misiniz? O zaman size benim favorimi belirtmek isterim. Tabi ki IOKI. Ben genelde Kandilli'dekine gidiyorum. (Hemen Kandilli iskelesinin karşısında) Ama İstinye ve Ulus'ta da şubeleri var. 

Özellikle roll sevenlerdenseniz aradığınızı bulacağınız kesin. Menü gerçekten çok başarılı. Tiger roll, Crunchy roll, Crispy roll, California roll hepsi süper. Ama benim favorim (bir oturuşta 12 taneye kadar ilerleyebiliyorum :( ) Volcano roll.




Suşi seviyorsanız bir deneyin bence, pişman olmazsınız. Hem Kandilli'de güzel bir manzara izler, hem de muhteşem suşilerin tadına bakarsınız. Suşilerden bazılarının Japonya'da yediklerimden güzel olduğunu söyleyebilirim.

6 Ekim 2015 Salı

BURGAZADA - FİNCAN CAFE

Kışın bile keyifli Burgazada'yı tercihen bahar, yaz aylarında ziyart etmenizi öneririm. Ada meşhur Kalpazankaya'da gün batımı ile tanınmış olsa da sahildeki küçük balık restaurantları ile de görülmeye değer bence. En meşhurları Barba Yani, ama benim önerim Fincan Cafe/Restaurant. Vedat Milör tarafından da Burgaz'ın 4 gülünden biri olarak gösterilen restaurant bence kesinlikle denemeye değer. 

Adaya giderken göreceğiniz eşsiz gün batımı manzarası için bile değer buraya gitmeye. Bostancı'dan vapur ya da Mavi Marmara motorlarına binip yaklaşık yarım saat/ 40 dakikada adada olabilirsiniz. Motor programı için tıklayın.



30 Eylül 2015 Çarşamba

İNGİLTERE - LONDRA (TURISTIK)

Favorim de sıra;  Londra... Efendim evet havası biraz tuhaf olabilir, Temmuz'da yağmur yağabilir, kışın donabilirsiniz, bu nedenle biraz kasvetli olabilir, (tabii Mayıs ayında kısa kollu da giyilebilir (nadiren) ) ama ne olursa olsun Londra güzel şehir... Yaşanır mı? Bence yaşanır... Bazen havası ile depresyona sokabilir, o zaman atlayıp haftasonu için İstanbul'a gelmek lazım, orası ayrı :)

Şehir her haliyle güzel, her haliyle yaşanası. Her gidişimde farklı bir tat alıyorum ve daha da çok seviyorum Londra'yı... Bir kere kolaylıklarla dolu bir yer. Ulaşım inanılmaz. Sadece metro (müthiş aksanları ile İngiliz'lerin "tube" dediği :) ) değil, otobüs, tren vs şehircilik adına inanılmaz bir çalışma var Londra'da. Bir sonraki seçimde belediye başkanlarına ben de oy vermek istiyorum o derece. :) Londra'ya iner inmez bir oyster kart almanızı öneririm, bununla sadece metroya değil tüm toplu taşıma araçlarına binebilirsiniz. Yalnız binerken metro ile platform arasındaki boşluğa dikkat edin İngilizler bu konuda biraz hassas (Mind the Gap :) )



Bu arada havalimanı şehir içi ulaşım için metro, otobüs, tren seçeneklerinin dışında iyi bir servis için Swiss Cottage'ı deneyebilirsiniz. Fiyatlar oldukça uygun, konfor ise paha biçilemez. Özelllikle yüklü bir valiz ile dönüyorsanız :)

Malum İngilizler sağdan direksiyonlu araba kullanıyorlar. Buna bağlı olarak trafikte araçların geliş yönü de alışkın olduğumuzdan farklı. Farklı olmayı seviyorlar belki ama sizin için hayatı kolaylaştırmak için yollarda sürekli arabaların nereden geldiğini gösteren yazılar koymuşlar :) Nereye bakacağınızı bilin de bir kazaya kurban gitmeyin diye. Biraz "Walking for Dummies" tadında ama kesinlikle faydalı. Baktınız emin değilsiniz, iki tarafa da bakmanızda fayda var tabii. Zaten arabalar nereden geliyoru anlamaya başlayana kadar tatilinizi tamamlamış olacaksınız. :)



Ben Londra'yı sevdiğimden midir bilmiyorum hayatımın çok uzun bir döneminde hep bir bağım oldu benim Londra ile. Önce amcamın, sonra ve halen de bilumum arkadaşlarımın orada yaşaması, hep yurtdışındaki ilk durağım yaptı burayı. Ben sevdiğim için mi bu kadar hayatımın içinde hep, yoksa hayatımın içinde olduğu için mi seviyorum orası meçhul tabii. Ama aşağıda yazılanlar biraz peşpeşe sıralanmış aktiviteler içermekle birlikte aslında yaklaşık 15-20 kere gidilip toplamda geçen zaman olarak ise 6 aydan fazla zaman geçirilmiş bir şehir hakkında bir yazı olarak düşünülebilir... Ha bir de açık söylemek gerekirse çok objektif olamayabilirim Londra konusunda, seviyorum napiyim :)


                      

                     

28 Eylül 2015 Pazartesi

İNGİLTERE - LONDRA (YAŞAM / YEME-İÇME)

Londra'nın ne denli muhteşem bir şehir olduğunu aslında şu yazımda anlatmıştım. Ama bana yetmedi. Daha doğrusu zaman içinde gitmeler ve aksiyonlar arttıkça tek yazı Londra'ya yetmedi. O sebeple yazının bir bölümünü turistik olan bilgilere, bu yazıyı ise daha çok yaşam tarzı, yeme-içmeye ayırma kararı aldım. 

Öncelikle Londra'nın bence olmazsa olmazı pazarları. Hemen hepsine gittim, hepsinden ayrı bir keyif aldım. Aşağıda tüm pazarları kısaca özetlemeye çalıştım, umarım faydalı olur.

PAZARLAR
Nothing Hill Portobello Market 
Camden Town
Bricklane & Spitalfields
Boroughmarket
Broadway Market

Portobello Market'e gitmişken Nothing Hill'de güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Pazar Londra'nın Batı kısmında, daha çok ikinci el eşyalar bulabileceğiniz sevimli bir pazar.